İmanı Neler Bozar (Son)

İmanı neler bozar İslâmiyet TE iman

13

İMANI NELER BOZAR (3)

Kıymetli arkadaşlarım, îman konusu çok hassas, teferruatlı ve uzun bir konu. Bu konuda birçok Ayet-i Kerîme ve Hadîs-i Şerif var, yine birçok din âliminin bu konudaki görüşleri var. Bu konuda daha fazla bilgi sahibi olmanızı temenni ederim. Evinizde yok ise, Diyanetin internet sitesinde pdf formatında 2 ciltlik İlmihal sizleri bekliyor. Îman konusunu, baştan sona kadar okumanızı tavsiye ederim. Sizleri sıkmamak için ben kısa tuttum.

Hassas bir konu dedim, çünkü farkında olmadan îmânımızı kaybedebiliriz. Ayet hadis beğenmemek, “şu ayet şöyle olsaydı” veya “bu ayet de günümüz koşullarına uymuyor, mantığa ters” gibi laflar eder isek, Allah korusun îmânımızı kaybederiz.

Bir sahur programında Mustafa Akgül hoca, îmân hakkında iki güzel tespit mi diyelim, uyarı mı diyelim, ona siz karar verin, dedi ki;

“Îmânı “1” kabul edelim, ibadetleri de “0” kabul edelim, “0” ne kadar çok olursa olsun, başta “1” olmadıktan bir değeri yoktur”,

“Şüpheli îmân, şüphesiz cehenneme götürür”.

Hocamızın buradaki amacı, insanları korkutmak, ümitsizliğe düşürmek değil, çok önemli bir tehlikeyi haber vermekti. Örneğin, ortalama insan ömrünü 80 sene kabul edelim. Bu insan (Müslüman) 60-70 sene bütün ibadetlerini düzenli aksatmadan yapsa ve ölmeden birkaç gün önce “şu ayet de günümüz şartlarına uymuyor, bunun şöyle olması lazım” deyip ayeti beğenmese veya doğruluğundan şüpheye düşse, Allah korusun îmânını kaybedeceği için, onlarca yıldır yaptığı ibadetler, hayır hasenatlar uçup gidecektir.
Bu sebepten, ömür yoluna, ileride tehlike olduğunu gösteren, hayati öneme sahip bir trafik levhası koyarak bizim emeklerimizin boşa gitmesine engel olmak istemiştir.

Karamsar olmayalım, Allah’tan ümidimizi hiçbir zaman kesmeyelim. Ne diyor Yunus Emre;

“Hiç hata yapmayan insan, hiç bir şey yapmayan insandır ve hayatta en büyük hata, kendini hatasız sanmaktır”.

Hepimizin mutlaka hatalarımız, günahlarımız vardır, önemli olan kibir ve gurura kapılmadan, Rabbimizin hoş görüsüne sığınıp, O’na pişmanlığımızı belirtip, af dileyebilmemizdir. Onun için, bu mübarek ayı, mübarek günleri fırsat bilip, günahlarımızdan temizlenmeye çalışalım, temizlendikten sonra da Hacı Bektâş-ı Velî hazretlerinin;

“Eline, beline, diline hâkim ol. Aşına, işine, eşine sahip çık. Ayıpları ört, sırları tut, öfkeni de yut” tavsiyesine uyarak, her ayı Ramazan bilip, tekrar kirlenmemek için çaba gösterelim.

Allah Celle Celêlühü Nisâ suresi 116. Ayette;

“Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları, dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a ortak koşan, kuşkusuz, derin bir sapıklığa düşmüştür” buyurmaktadır.

Yine Nisa suresi 144-145-146 ve 147. Ayetlerde Allah’ü Teâlâ, ne yapmamız ve nasıl yaşamamız gerektiğini bize şu şekilde anlatıyor:

“Ey iman edenler! Mü’min’leri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?

Şüphesiz ki münafıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın.

Ancak tövbe edenler, durumlarını düzeltenler, Allah’ın kitabına sarılanlar ve dinlerini Allah’a has kılanlar müstesnadır. Bunlar mü’minlerle beraberdirler. Allah mü’minlere büyük bir mükafat verecektir.

Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah size niye azab etsin ki? Allah şükrün karşılığını verendir, hakkıyla bilendir”.

Yukarıda belirttiğimiz ve bir kısmını da saydığımız haram ve yanlışları zaten biliyoruz. Bize düşen, bundan böyle bu haram ve yanlışların, îmânımıza zarar verdiğinin bilincinde olmak ve mümkün olduğunca uzak durmaktır. Bilerek veya bilmeyerek hataya düşmüş isek, hemen tevbe edip, pişmanlığımızı Allah’ü Teâlâ’ya bildirmektir.

Rabbim, hepimize hayırlı bir ömür ve “Îmanlı” bir ölüm nasip etsin inşallah.

Allah’a emanet olun.

Yunus Ulusoy

Not:(Diyanet ilmihalinden alıntılar yapılmıştır.)

YORUM

Please enter your comment!
Please enter your name here