Namazda Ta’dil-i Erkan Nedir? (Namazda Nasıl Dua Okunmalı)

Namazda Ta'dil-i Erkan Nedir? (Namazda Nasıl Dua Okunmalı)

19

NAMAZDA TA’DİL-İ ERKÅN NEDİR ?

Sevgili arkadaşlar;
Bu Cuma akşamı, “Namazda Ta‘dîl-i erkân” ne demektir birlikte anlamaya çalışalım. Geçiştirilecek bir konu değil, yazacaklarımızı sonuna kadar okursanız önemini anlayacaksınız.

Diyanet ilmihalinde;
“Ta‘dîl-i erkân, rükünleri düzgün, yerli yerinde ve düzenli yapmak demektir. Böylece kişi namazını üstün körü değil, “dört başı mâmur” kılmış olur.
Ta‘dîl-i erkân, Ebû Yûsuf’a ve Hanefî mezhebi dışındaki üç mezhebe göre farzdır. Hanefî mezhebine göre ise vâciptir” diyor.

İzninizle ben biraz daha basitleştirerek anlatacağım.
Bir okul müdürü, vali, kaymakam veya herhangi bir makama çıkıp derdimizi anlatacağımızda, üstümüze başımıza çeki düzen veririz, huzura çıkınca da, varsa ceketimizi düğmeleriz ve derdimizi, okumuş olalım cahil olalım tane tane anlatmaya çalışırız.

“Tane tane” diye şu sebepten belirttim.
Namazda, yukarıda bahsettiğimiz müdür, vali, kaymakam veya diğer makam sahiplerini yaratan Allah’ın huzuruna çıkıyoruz. Hepiniz biliyorsunuz, namaz mü’min’in miracıdır. Fatiha, sûre ve duaları hızlı hızlı öyle bir okuyuş şeklimiz var ki, eğer az önce bahsettiğimiz makamlara çıktığımızda aynı hızla derdimizi anlatsak bizi ya kovarlar, ya da “ne diyor bu” diye yüzümüze garip garip bakarlar.

“Ben, namazda sûreleri ve duaları okuduğum hız ve açıklıkta, herhangi bir makama çıktığımda da derdimi aynı şekilde anlatabilirim” diyorsanız, mesele yok demektir.

Allah’ü Teâlâ Müzzemmil suresi 4. Ayette, “…….Kur’an’ı tane tane oku” diye emrediyor.

Her müslümanın, bu konuya çok önem vermesi ve dikkat etmesi gerekiyor. Cuma namazında, hemen yanımda namaz kılan birisi, kısa sureler okumama rağmen, ben iki rekat kılıncaya kadar 4 rekat namazı kılıp selamı veriyor. Namazda okuyacak kadar sûre veya âyet bilmeyip, sadece “Besmele” çekerek veya “Allah” diyerek namaz kılan birisi hariç, en kısa sûreleri düzgün bir şekilde okuyarak namazı o kadar kısa sürede bitirmek mümkün değildir. Bunu dedikodu yapmak için yazmıyorum.
Cuma günü, vaktini ayırıp Allah’ı anmaya, O’nun emrini yerine getirmeye koşuyorsun, çok güzel bir iş yapıyorsun ama, yine O’nun huzurundan kaçarcasına kelimeleri yarım yamalak okuyup, rükuda ve secdede tavuğun yem yiyişi gibi eğilip doğrulup namazı tamamlıyorsun.

Eğer vaktim dar diyorsan, 16 rekat yarım yamalak namaz kılmak yerine, 4 rekat Cumanın ilk sünneti, 2 rekat Cumanın farzı, 4 rekatta Cumanın son sünneti olarak 10 rekat kıl, ama acele etmeden düzgün bir namaz kıl ki, emeğin ve ayırdığın zaman boşa gitmesin.

Aynı durum, evde namaz kıldığımızda da geçerli. Namazı, aradan çıkarılması gereken bir durum olarak görmek, Allah’ın huzurundan kaçarcasına namaz kılmak doğru bir davranış değildir.

İlk paragrafta düzgün namaz kılmak ile ilgili dini hükmü, diyanet ilmihalinden alıntı olarak yazmıştık.
İsterseniz doğrusunu, nasıl namaz kılmamız gerektiğini, Peygamberimiz S.A.V.’den öğrenelim.

Ebu Hureyre (R.A)’den rivayet edildiğine göre;

Bir gün Rasûl-ü Ekrem Sallallahü Aleyhi Vesellem mescide girdi, bir köşeye oturdu. Biz de onun etrafında oturuyorduk.
O sırada biri gelip namaz kılmaya başladı. Adam farkında değildi, ama Rasûl-ü Ekrem onu gözleriyle takip ediyordu.
Namazını kılıp bitirdikten sonra Hz. Peygamberin yanına geldi, selâm verdi. Onun selâmını alan Hz. Peygamber;

“Dön, yeni baştan namaz kıl; çünkü sen namaz kılmış olmadın!..” buyurdu.

Adam geri döndü, önce kıldığı gibi namazı tekrar kıldı.
Sonra Rasûl-ü Ekrem´in huzuruna gelip selâm verdi.
Hz. Peygamber yine;

“Dön, yeni baştan kıl; çünkü sen namaz kılmış olmadın!..” buyurdu.

Bu durum üç defa tekrarlandı. Sonunda o adam dedi;

“Seni gerçekleri ortaya koymak üzere gönderen Allah´a yemin ederim ki, başka türlüsünü yapamıyorum. Bana doğrusunu öğret!..”

Bunun üzerine Resûl-i Ekrem ona şunları söyledi:

“Namaza durduğun zaman tekbir al.
Sonra Kur´an´dan kolayına geldiği kadar âyet oku.
Ardından rükûa var, bütün organların tamamen hareketsiz
kalıncaya kadar öylece dur.
Sonra başını kaldır, ayakta iyice doğruluncaya kadar dur. Ardından secdeye var, bütün organların tamamen hareketsiz kalıncaya kadar secdede öylece kal.
Sonra başını kaldır, bütün organların tamamen hareketsiz
kalıncaya kadar otur.
Namazın bütün rekâtlarında bunu böyle yap.”
(Müslim, Salât 45; Tirmizî, Salât 110; Nesâî, Tatbîk 15)

Yukarıdaki hadisi okuyunca, “şimdiye kadar ben namazı hep eksik mi kıldım” diye karamsarlığa kapılmayalım.
Allah’ü Teâlâ’nın affedici olduğunu, affetmeyi sevdiğini biliyoruz. O, bizi kendisine kulluk etmemiz, ibadet etmemiz için yarattı. Bu güne kadar ibadet yapmamış, yapamamış, eksik yapmış olanlar da, Mevlânâ’nın;

“Gel, gel, ne olursan ol yine gel, ister kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel, bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir, yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel…”
sözlerini unutmasınlar, en önemlisi de, bu konuda Allah’ü Teâlâ Zümer suresi 53-54. ayetlerde ne buyuruyor, ne müjdeliyor ona baksınlar ki ümitsizliğe kapılmasınlar.

De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım!
Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder.
Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

Azap size gelmeden önce Rabbinize dönün ve O’na teslim olun. Sonra size yardım edilmez.
Zümer suresi: 53-54

Bize düşen, namaz kılarken vites düşürüp hızımızı azaltmak, rüku ve secdeleri düzgünce yapmak, okuduğumuz sûre ve duaları da kimin huzurunda olduğumuzun bilincinde olarak anlaşılır şekilde okumaktır.
Bunları yapmak, en uzun vakit namazı yatsı namazı, bize fazladan beş dakika kaybettirir. Eğer televizyon ve internet “huzurunda” harcadığımız zaman ile kıyaslayacak olursak, Allah’ın huzurunda geçen 5-10 dakikalık zamanın büyütülecek bir zaman olmadığını anlarız.

Allah’ü Teâlâ kıldığımız ve kılacağımız namazlarımızı eksiksiz kabul etsin inşallah.

Sevgili arkadaşlar, geçen haftalarda paylaştığım fıkradaki “çatlatan vaiz” gibi olmamak için konuyu kısa anlatmaya çalıştım ama, hassas bir konu olduğu için “en kısa” anlatım bu kadar oldu, hakkınızı helal edin.

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Cumanız mübarek olsun.

YORUM

Please enter your comment!
Please enter your name here