Zekat Nedir? Zekat Kimlere Verilebilir? Zekat Malı Azaltmaz

Zekat Nedir? Zekat Kimlere Verilebilir? Zekat Malı Azaltmaz

24

ZEKAT MALI EKSİLTMEZ

Bir toplumda zenginlerin ve fakirlerin bulunması gayet doğaldır. Doğal olmayan, bunların birbirlerinin haklarını gözetmemesi, zengin ve fakir arasındaki ekonomik düzey farkının uçuruma dönüşmesidir.

Bu uçurumun gerilime yol açmaması için dengelenmesi gerekmektedir.

Allah’u Teâlâ, Meâric suresi 24-25. ayetlerde;

“Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir” diyerek, zenginin malında fakirlerin hakkı olduğunu belirtmiştir.

Malûm, Zekat İslam’ın beş şartından biridir. O zaman, zengin Müslüman’ın malının bir kısmını fakirlere vermesi bir lütuf değil görevidir.

Zenginliğin ölçüsü sayılan miktara ve alt sınıra “nisab” denir. Borcundan ve tabii ihtiyaçlarından fazla nisab miktarı artıcı mala sahip olan ve bu malının üzerinden bir kamerî yıl geçen kimse zekât ödemekle mükellef olur.

Nisab miktarı yaklaşık 80.18 gr. Altın bedeli (Bu günün altın fiyatları ile yaklaşık 12.000 TL), zekat miktarı da bilindiği gibi kırk da bir yani % 2.5’tur.

Sosyal dayanışma sisteminin temelini oluşturan zekât, bir ibadet anlayışıyla ele alınmalıdır. Fakir, kimsesiz, muhtaç, yetim, yolda kalmış ve borçlu gibi yardıma muhtaç bütün sınıfları kapsamalı ve böylece toplumsal bütünleşme, kaynaşma ve dayanışmaya sağlanmalıdır.

Bu dayanışma ve kaynaşmanın sağlanması için, zekât yılın her ayında verilmelidir. Bunu şunun için yazdım, toplumda, “zekât sadece Ramazan ayında verilir” gibi bir algı ve yanlış bilgi var. Doğrusu ise, yukarıda bahsettiğimiz ölçüler doğrultusunda zengin olan kişi, zengin olduğu tarihin üzerinden bir Kameri yıl geçtikten sonra zekâtını vermelidir. Bu Şaban ayına da denk gelebilir, Muharrem ayına da denk gelebilir. Böylece, zekât dağıtımı bütün bir yıla yayıldığı için fakirler de elinin para görmesi için sadece Ramazan ayını beklemek zorunda kalmaz.

Zekât, sosyal güvenliğin finansmanında, herhangi bir zarar ve felâkete uğrayan insanlara yardım elinin uzatılmasında mükemmel bir araçtır.

Zekatı malı eksiltmez. Allah’ü Teâlâ Bakara suresi 261. Ayette;

“Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir” buyurmaktadır.

Zengin, zekâtını verirken fakiri incitmemek için âzami dikkati göstermelidir. Çünkü Kur’an bu şekilde muamele edenleri övmüş, Bakara suresi 262. Ayette;

“Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab’leri katında mükafatları vardır. Onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de” buyurarak, iyilik yapıp da bunu insanların başına kakmanın yapılan iyiliğin, değerlerini düşürdüğünü haber vermiştir.

Zekatını verirken gösteriş yapanların durumunu da yine Bakara suresi 264. ayette;

“Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez” diyerek, yağmur suları ile çıplak kalmış bir kayaya benzetmiştir.

Zekatın kimlere verileceği Kur’an-ı Kerim Tevbe suresi 60. Ayette;

“Sadakalar (zekatlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir” diye bildirilir.

Zenginlere, Müslüman olmayanlar ile kendi usul ve fürûuna zekat verilmez. Usul bir kimsenin anası, babası, dedeleri; fürû ise çocukları ve torunları anlamındadır. Aynı şekilde bir kimse hanımına da zekât veremez. Çünkü aralarında bakma yükümlülüğü ilişkisi vardır.

Allah’ü Teâlâ yapmış olduğumuz bütün ibadetleri, hayır ve hasenatları kabul buyursun.

Allah’a emanet olun.

Not:Diyanet ilmihalinden alıntılar yapılmıştır.

Yunus Ulusoy

 

 

 

 

 

 

YORUM

Please enter your comment!
Please enter your name here